30 Mart 2015 Pazartesi

gitmek ya da kalmak

Atilla İlhan'ın bir şiirinde ( hangi şiiri olduğunu şu anda hatırlamıyorum.) ' geceleri benim için dua etmelisiniz ' diyordu. kaç gündür dilimde aynı mısra. kime söylediğimi bilmeden söylüyorum. geceleri benim için birileri dua etmeli. ben sürekli güzel bir kafayla gezdiğim için, özellikle geceleri. bu işi yapamıyorum... geceleri benim için dua edecek birilerini arıyorum. beş yıllık Ankara serüveni sona eriyor. ver elini doğu görevi. üzülmüyorum ama içimde çok garip bir his var. aitli midir nedir bilinmez. gitmek istiyorum deliler gibi, ama aynı zamanda gitmesem ya diyorum. bir yerlere ya da birilerine bağlı yaşamaktan nefret ediyorum. o yüzden hiç eşya almıyorum örneğin. 30 yaşındayım hep başkalarının eşyalarıyla yaşadım. kim bilir belki en doğuda bulamam da kendime bir kaç parça eşya alırım. eşyaya ya da insana bağlı yaşamak istemiyorum. hayat çok garip. bu garipliğe aklım hiç ermedi. hep kafam bir karış havada yaşadım, bu durumdan hiçbir zaman pişman olmadım. hep serseriydim hiç normal bir hayatım olmadı ama bazen diyorum ki keşke daha farklı bir insan olabilseydim. ne bileyim evlenmek isteseydim de çocuğum olsaydı... kedi yerine çocuk beslerdim. içki, sigara yerine yeşil çay içer diyet yapardım. aman bunlar ne biçim fikirler be ne sıkıcı hayat bu. yok arkadaş şarabım dolsun, sigaram tütsün... işte öyle garip bir durum. Öyle haller içindeki halim Türkçeye çevirmeye yok mecalim. Demiş MFÖ çokta güzel söylemiş...

2 yorum:

mithad selim dedi ki...

yeditepe istanbul'un yusuf gülseçen'i "hayat sahip olduklarımızın dışında kalanlarmış meğer" diyordu bir seferinde.

hiç birimiz hikayemizi beğenmiyoruz. kendi hikayemizin baş karakteri olmaktansa başka hikayelerin figüranı olmak daha çekici geliyor nedense.

kaldırımçocukları dedi ki...

adem evladı bir garip mahluk :) ne olursa olsun gözü hep başka yerlerde oluyor garip :)