23 Haziran 2008 Pazartesi

Kelebek


Siyah beyaz bir kelebek uçtu. Kızın eline kondu. Aslında siyah beyaz değildi, yedi renkliydi. Yedi rengini gizleyen siyah beyaz görünüşüydü. Renkler... Renkler... Onlar bildiğimiz renkler değildi. Ne kızın saçları gibi sarı, nede pabuçları gibi kırmızı renklerdi bunlar, gözleri gibi mavide değildi. Hayatta hep varolan fakat insaların pek aldırmadığı renkleri taşıyordu kelebek. Bir sonbaharın rengini, huzuru. Bir ilkbaharın rengini, sevinci. Yağmurlu bir günün rengini, hüznü. Leylak ağacı altında bir yaz gününün rengini, bardaktaki çayın sıcak rengini. Miyavlayan kedinin aç karnının rengini. Belki yedi değil yedibin rengi vardı küçük kelebeğin, belki yetmişbin. İnsan ne kadar çok duygu yaşıyorsa işte o kadar rengi vardı kelebeğin. Kelebek insana istediği duyguyu veremezdi -bunu yapabilseydi herkesi mutlu ederdi.-
Kelebek kızın beyaz elinde durmuş ona bakıyordu, hangi duyguyu seçeceğini merak ediyordu. Kız gülümsedi ve kanadına hafifçe üfledi, " gidip başkalarınıda mutlu etmeli" diye düşündü. Kızın ne demek istediğini anladı ve uçtu.
Bir adamın eline kondu, adama baktı, acaba ne düşünüyordu?
Adam kelebeği öylesine süzdü,
"Ah! Kelebekler daha uzun yaşasaydınız ne güzel olurdu... İnsan hayatıda böyle işte" dedi. Kızın aksine adam hüzünlenmişti. Kelebek adama baktı,
"Keşke ömrüm gerçekten kısa olsaydı, seni hiç görmezdim" dedi, uçtu. Ama adam onu duymadı. Konmak için başkasını bulmalıydı.
Küçük yeşil gözlü bir oğlan çocuğunun, küçük pembe parmağına kondu. Çocuk ilk kez bir kelebeğe bu kadar yakından bakıyordu. Kelebek çocuğun yeşil gözlerinin rengini aldı, ve kalbi çocuğun kalbinden daha hızlı çarpıyordu. Çocuk annesine dönüp " KELEBEK" diye bağırdı, işte bu heyecandı. Kelebek hemen oracıktan iyi dileklerde bulunup uzaklaştı.
Bu kelebeğin ömrü ne çok kısaydı, ne çok uzun. Dünya kurulduğu günden son bulacağı güne kadar mutlu edecek insanlar bulup onları mutlu etmeliydi.
Küçük bir çocuğun burnunun ucuna kadar gidip, onun yepyeni bir rengi keşfetmesine yardım etmeliydi.
Kelebek yalnız mıydı?
Hayır, ondan yedi tane vardı, yada yedibin belkide yetmişbin. Ama yalnız değildi

10 yorum:

zarpandit_gokche dedi ki...

almalıyım bukaldırım cocugunu tıkladıklarıma olmayacak diğer turlu yoksa:)

kaldirimcocuklari dedi ki...

teşekkür ederim :) kaldırım çocukları da bu durumdan çok mutlu olurlar :)

nisan cadısı dedi ki...

içime işledi. tek kelimeyle, kelebeklerim uçtu gitti. güzel, çok güzel, zihnine sağlık...

şimdi login olmak zor geldi ondan böyle yaptım :))

kaldirimcocuklari dedi ki...

teşekkür ederim. beğenmene çok sevindim :) kelebeklerin daim olsun

fakeangel dedi ki...

keske.. kelebek kadar olabilse yalnizligimiz.. kucucuk..
ve onun kadar rengi, duyguyu barindirabilsek icimizde..
belki yedi.. belki yedi bin..
keske.. bu kadar siyah beyazdan ibaret olmasak..

kaldirimcocuklari dedi ki...

Kelebeklerimi içimde saklıyorum, mutlu olunca dünyanın en güzel renklerini aldıklarına inanıyorum. Belkide mutlu olduğum zaman içimde oluşan kıpırtıda kelebeklerimin katkısı vardır =)

Yolcu dedi ki...

kelebek...yetmişbin renkli ama siyah beyaz görünen bir kelebek.Kelebeğe renk katan insan aslında.-bunu yapabilseydi herkesi mutlu ederdi- çok hoş bir söz.bir de insan için söylemek gerek.-Eğer bütün insanlar kelebeğin yetmişbin rengini görseydi,mutsuz insan olmazdı-...

tyayos dedi ki...

OLMESiN sakIn icindeki KELEBEKLER...

kaldirimcocuklari dedi ki...

Kelebeklerim sevgiyle besleniyor. Asla ölmeyeceklerinden şüphen olmasın :)

Adsız dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.