7 Mayıs 2010 Cuma

Hâlâ cümle kurabiliyorum sanırım. uzun olmasada kısa ve basit cümleler. sadece sıradan hayatın gerektirdiği. sadece sıradan meramları anlatmaya yeten cümleler. Ama hâlâ cümlelerimle ruhumu ısıtamıyorum. sadece benim cümlelerim noksan kalmıyor bu soğukluğun ve acizliğin yanında. başkalarının cümlelerini de duyamıyorum, okuyamıyorum. evet yüreğim çok soğuk. her hangi bir iskandinav ülkesine taşınmama gerek kalmadı. yüreğim her zaman soğuk olunca ellerim ve ayaklarımda hep soğuk oluyor. mayıs güneşi elinden geleni yapmasına rağmen ne ruhumu ne de ayaklarımı ısıtamıyor. kızamıyorum, bağıramıyorum ve en önemlisi sevemiyorum. kendimi uzunca bir süredir kapı önüne konan kedi yavrusu gibi hissediyorum. kim bilir belki sadece hissetmeklede kalmıyorumdur. yani ben kapı önüne gerçekten konarken bu uydurmalar ve rivayetlerle teşbih üstüne teşbih yaparken aslında kendimi kandırıyorumdur. kitapların arasında sıcak intiharlar ve yeni ölüm senaryoları saklıyorum. bayatlamasınlar diye açıp okumaya kıyamıyorum! ocak ayından beri yanımda götürüp getirdiğim kitaplardan utanıyorum. "aman efendim bakmayanız öyle ölü balıklar gibi yüzüme, elbet sizide bitirir tadınıza varırız" diyorum ama nafile. sanki tüm heveslerimin üzerine kezzap dökülmüş gibi. yeşermiyor hiçbir şey. ..

2 yorum:

EVRAKA dedi ki...

yoksa sende uzuldugunde zemherı sogugu olsa bıle elı ayagı yuzu gozu ates kesılenlerden mısın ?

Kaldırım çocukları dedi ki...

kesinlikle öyleyim...